Yarın 15 ağustos,yani terör örgütü PKK'nın ilk "büyük çaplı" eyleminin yıl dönümü.Aslında Kürt sorununu Osmanlı'nın çöküş döneminden itibaren ele almak gerekirse de ben şimdilik sorunun günümüze entegre olan kısmından bahsetmek istiyorum
.Eruh baskının da bir asker şehit oldu üç sivil ve dokuz asker yaralandı ve bu tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti devletini yirmi yedi yıl boyunca uğraştıracak olan etnik terör fiilen başlamış oldu.Terör faaliyetleri boyunca kırk binden fazla insan yaşamını yitirdi.Peki ne oldu da birden bire böylesine bir terör patlaması yaşandı.
1980 öncesi Kürt hareketi sola entegre olmuş bir yapıda idi.Kurtuluşun sosyalizm ile olacağına inanılıyordu.70'li yılların ikinci yarısı ile beraber aslında Kürt hareketi içinde ayrılık düşüncesi Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı adı altında yerleşmeye başlıyordu.Belli başlı Kürt örgütleri ise şunlardı:Rızgari,Kawa,KİP,KUK,Dénge Kawa,Tekoşin,Ala Rızgari,UKO(daha sonra pkk adını aldı) vb. Bu örgütler zamanla eridi ve 1980 sonrası apocular olarak bilinen grup Kürt hareketini tekeline aldı.Bu durumda 1980 askeri darbesinin de ayrılıkçı fikirlerin güçlenmesine zemin hazırladığını da belirtmek gerekir.Kürtçe'nin bir dil olarak açık alanlarda konuşulmasının yasaklanması,Diyarbakır cezaevinde yaşanan trajediler bölücü terörün ekmeğine yağ sürmüştür.Burada bütün Kürt hareketinin nasıl tasfiye olduğunu ve yalnızca apocular olarak bilinen gruba "bırakılması " nı da sizin takdirlerinize bırakıyorum çünkü Kürt hareketi içinde demokratik ilkeleri savunan örgütlerde vardı.Apocular olarak bilinen grup ise tamamen silahlı propaganda yoluyla ayrılıkçı fikirleri savunuyordu.
1980 askeri darbesi kitleleri sindirirken,sivil toplumu susturarak düzeni sağlamaya çalışırken Güney Doğuda yaptıklarıyla Türkiye'yi büyük bir ateşe atmıştır.Tabi ki etnik terörün bütün suçu darbecilerde değildir.Dış güçlerin etkisini de burda ayrıca belirtmek gerekir.PKK terör örgütünün kullandığı silahlar,Avrupa bağlantılarını göz önüne alırsak.Bölücü terörün dışarıdan destek aldığını görmemiz zorlaşmaz.
Bölücü terörün siyasi ayağına göz atarsak.1990'lı yıllarda HEP,ÖZDEP,DEP,DDP,DKP,HADEP,DTP, gibi partiler Kürt sorunun çözümü için ortaya çıktığını idda eden partilerdir.Bu süreç içinde de yapılan yanlışları da belitmek gerekir.Milletvekilleri meclisten yaka paça çıkarılıp tutuklanmıştır,bu partiler defalarca kapatılmıştır.Belki biraz daha tahammüllü olunmalıydı ve bu sorun o zaman meclis içinde çözüme daha yakın olabilirdi.
Çok önemli diğer bir konu ise Güney Doğu da boşaltılan köylerdir.Bu köylerin boşaltılması yalnızca orda evinden yurdundan olan insanları değil bütün Türkiye'yi etkilemiştir.Şehirlere göç eden binlerce insan kapitalizmin gözünde yalnızca birer ucuz iş gücü olmuştur yani anlayacağınız bu durum kapitalizmin işine gelmiştir.
Arkadaşlar sorun ülkemiz için bir demokrasi sorunudur.Kürt asıllı vatandaşlarımızın bellki ekonomik,kültürel sorunları vardır ama bu ülkede yalnızca Kürt asıllı vatandaşlarımızın sorunu yoktur.Sorun özerklik vs. gibi tarihte örneği çok olan,bölünmeyle sonuçlanacak bir çözümle değil daha fazla demokrasi ile çözülür.Özetle herkes için demokrasi bu ülkeye yakışacak olandır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder