14 Ağustos 2011 Pazar

Kalemi Bükmeden Kırmak..

 Sedat Simavinin o unutulmaz sözünü hatırlatıyordu canlı yayında; tok sesi,kendinden emin duruşuyla yılların gazetecisi Uğur Dündar.. 'Kalemimizi satmaktansa kırarız.. Aç kalırız ama onurumuzu lekeletmeyiz..'
 ** Peki ama neydi 40 küsur yıllık mesleğinin erbabı bu tecr
übeli gazeteciyi bu noktalara getiren olaylar..?
Aslına bakarsak fikir savaşı yapmak,fikrini savunmak tarihin her döneminde zor olmuştur; hayatın o zamanki olağan akışının dışında konuşanlar hedef tahtasına oturtulmuşlardır.. Dünya tarihi ; dünya yuvarlaktır diyen insanın yargılandığına tanıklık etmiştir.. fikir sahibi olmak tehlikeli gözükmüştür güç ve iktidar sahiplerine.. ama fikrini yaymak düşüncesi ise çok daha tehlikeli..
  Gazeticilik ve Basın her dönem saldırıya uğrayan, ele geçirilecek 'demokrasilerin 4.erki' olarak görülmüştür.. gazeteyi basacak kağıt bulmaktan,yayınlatcak dizgci bulmaya kadar sorunlara maruz bırakılmışlarıdr.. Tarih zaman zaman bunlara karşı direnen onurlu gazeteciler görmüştür.. Bunlara verilebilecek belkide en önemli örnek ; tarihte ilk kez bir ABD başkanını istifaya zorlaycak olan 'watergate' olayıdır.. Bernstein ve Woodword adında iki gazeteci Beyaz Sarayın tüm engellemelerine karşın Cumhuriyetçi Başkan Nixon'un Demokrat parti ofisini yasa dışı yollarla dinlettiği iddasının peşine düşmüş ve haberlerini kanıtlayarak isimlerini tarihe yazdırmışlardır.. Gazeteleri Washington Post ülkenin en itibarlı gazetesi konumuna gelirken yazarlar pulitzer ödülüne layık görülmüşlerdir.. Olay romanlara,filmlere konu olmuştur.. Bazende kaleminin gücünü fikirlerinden almayan,mevcut iktidar her kimse ona kalemşörlük yapan 'basın kartlı kimliksizler' sarmıştır gazteleri.. işte yılların gazetecisi Uğur Dündarın kendilerine bu rolü biçenlere verdiği 'Kalemimizi gerekirse kırarız ama satmayız' yanıtı yazdığımız her olayda parolamız olacaktır..
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder